İçişleri Bakanlığınca hazırlanan silah kanunu tasarı taslağı Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuş bulunmaktadır. Elde ettiğimiz bu kanun taslağının mevcut durumuna göre olumlu ve olumsuz yönlerini aşağıda, özellikle avcılarımızın dikkatine sunuyorum.
Öncelikle taslağın ilk bakışta göze çarpan olumlu yönlerine bakacak olursak; Taslak uzun namlulu, kısa namlulu, yivli, yivsiz, ateşli, ateşsiz, delici ve kesici olmak üzere silah kanununa dahil olan unsurları tek kanunda toplayarak mevzuatı dağınıklıktan kurtaracak ve böylece uygulamada kolaylık sağlayacaktır.
Taslak, yönetmelik ile düzenlenecek konulara açıklık getirerek uygulamada duraksamaya yer verilmemesini sağlayacaktır. Mevcut durumda silah ruhsatı alınmasına engel haller yönetmelik ile düzenlenmiştir. Bu usul demokratik bir uygulama değildir. Çünkü Parlemento İradesi ile oluşturulmuş bir kanunla değil Bakanlar Kurulu kararı ile yasak konulmaktadır.
Kanunun ilk anda göze çarpan bu olumlu yanlarına karşın olumsuz yönlerine de bakacak olursak; Tasarıda en önemli nokta uygulamada sorun yaratacak a/4 no.lu bendiyle getirilen hükümdür. Bu madde aynen şöyledir: “Namlusu yivli setli, şarjör ya da haznesi çıkarılamayan veya basit yöntemler ile üçten fazla mermi alabilecek bir silah haline dönüştürülemeyen, tam otomatik olmayan uzun namlulu ateşli silahlar”.
Taslak, silah ve malzemeleri üçüncü madde ile 4 kategoriye ayırmıştır. Yukarıdaki hüküm 1. kategorinin 4. alt bendidir. Bu 4 kategori ile “Yivli av tüfeği” diye bir ayırım gözetilmemiştir. Halen yürürlükte olan 6136 Sayılı Kanunun 4. maddesi “Avda ve sporda kullanılan her nevi ateşli yivli silahlar bu kanunun 7. maddesine göre ruhsata tabidir” hükmünü taşıdığından, uygulamada “Avcılık Belgesi” ni diğer belgelerle birlikte veren kişiye yivli av tüfeğini taşıma belgesi verilmektedir. Taslağın 18. inci maddesinde avcıların yivli tüfeği taşıma yetkisi düzenlenmediğinden bu konu yönetmeliğe bırakılmış görülmektedir. Bu konunun uygulamada yaratacağı sorunları gidermek için kanunla düzenlenmesi gerekir. Aynı cümleden olarak atıcılık sporunda kullanılan silahların taşıma koşullarının da kanunda düşünülmesi uygun olur.
Ancak, bundan daha önemli olan yukarıya taslaktan aynen aldığım yivli tüfeğin tanımı sorunudur. Bu madde ile tanımı yapılan tüfek pratikte Savunma Sanayi Müsteşarlığının, Makina Kimya Kurumu eli ile ithal ettirdiği yivli av tüfeğidir. Çünkü M.K.E den bu silahı aldıktan sonra taşıma ruhsatı alınması ancak “Avcılık Belgesi” olması ile mümkündür. Uygulamada avcılık dışında yivli tüfeğe taşıma ruhsatı verildiğini sanmıyorum.
Şarjörü çıkarılamayan tanımı ile hangi yivli tüfeğin kastedildiği anlaşılmamaktadır. Amerika’da ve Avrupa Topluğu ülkelerinden olan Almanya, Fransa, Avusturya, Çekoslavakya ve Portekiz’de üretilen ve M.K.E tarafından bugüne kadar ithal edilip avcılara satılan çeşitli marka ve çaptaki yivli av tüfeklerinin hiçbirinin “şarjörü çıkarılamayan” yapıda olamdığı açık bir keyfiyettir. Gene aynı maddeye göre bu yivli tüfeğin haznesinin de çıkarılamayan tipte olması gerekir. Yukarıda sayılan Amerika ve Avrupa Birliği topluluğu ülkelerinde üretilen yivli tüfeklerin tümünün haznesi çıkarılamayan tipte olduğu bilindiğine göre, haznesi çıkarılan tüfek olup olmadığı ve bu tanımla hangi tüfeğin kastedildiği anlaşılamamaktadır.
Bu maddeye göre, basit yöntemlerle yivli tüfeğin 3’ten fazla mermi alacak şekle dönüştürülememesi ve tam otomatik olmaması da gerekir. Bu düzenlemeye göre, yarı otomatik yivli tüfeğe ruhsat verilebilecektir.
Bu düzenlemenin doğal sonucu, bu nitelikte olmayan ve bu güne kadar MKE’den satın alınmış yivli tüfeklere ruhsat verilmeyeceğidir. Hatta, tasarının geçici 1/3. maddesine göre, bu silahların bulundurma ruhsatına bağlanması zorunludur. Tasarının bu maddesi ile getirilen tanımla, Savunma Sanayi Müsteşarlığının MKE’ye ithal ettirerek avcılara sattığı, şarjörü çıkabilen veya şarjörü 3’ten fazla mermi alan yivli av tüfeklerine taşıma ruhsatı verilmeyeceği için avda kullanılamayacakladır.
Bir ülkenin hukuk devleti olduğunun ölçüsü, devletin bütün eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranmasıdır. Daha önce de Devletçe ithal edilerek avcılara satılan yarı otomatik yivli tüfeklere 01.06.1991 tarihinden 02.12.1999 tarihine kadar 8,5 yıl taşıma ruhsatı verilmişken, 6136 saylı yasaya göre çıkartılan yönetmeliğin 2/h maddesindeki yivli av tüfeği tanımından “yarı otomatik” sözcükleri çıkarıldığı için, bu tüfeklere taşıma ruhsatı verilmemektedir. Devlet olarak bu silahları ithal edip sattıktan sonra, bir yönetmelik değişikliği ile vatandaşını mağdur etmek, kazanılmış bir hakkın yok sayılması anlamına geldği gibi, hukuk devleti olma ilkesinin de ihlali anlamına gelmektedir.
Yarı otomatik yivli tüfeklerle ilgili olarak, Danıştayda açtığımız dava, Danıştay 10. Dairesinin 23.10.2002 gün ve Esas 2000/794, Karar 2002/4029 sayılı kararı ile “Bu tür yarı otmatik yivli tüfeklerin peşpeşe birden fazla atış yapabilme yeteneği nedeniyle, av tüfeğinden çok saldırı ve savunmada kullanılabilecek bir silah niteliği kazandığı anlaşılmakla, kamu güvenliğini sağlamak görev ve yetkisine sahip bulunan davalı idarenin, kamu güvenliğine ilişkin ruhsata bağlanacak silahların niteliğinin tesbiti konusundaki yekisini kamu yararına ve hizmet öğretilerine uygun kullandığı” gerekçesi ile davamız reddedilmiştir.
Şimdi, okuyucularımız 7 yıl önce olmuş bu olayı gündeme getirmemize bir anlam verememiş olabilirlar. Ancak, şunu belirtelim ki, bu defa tasarının 3. maddesinin a/4 bendinde yarı otomatik yivli tüfeklere ruhsat verilmesi kabul edilmiş bulunmaktadır. Böylece, Danıştayın bu tüfekler için verdiği karadaki gerekçenin ne kadar tutarsız olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu konuyu kamu güvenliği ile açıklamak doğru bir gerekçe değildir. Kamu güvenliği kavramı soyut, genel, herşeyi içine alabilecek bir kavramdır. Esasen niteliğinde değişiklik olmayan yivli tüfeği, av tüfeği diye ithal etikten sora, herhangi bir olayda kullanıldığı kanıtlanmadan, saldırıda kullanılır gerekçesi, dayanaksız bir gerekçedir. Daha önce Yönetmelikle avcılara yapılan haksızlık, bu defa da tasarı kanunlaşırsa, “kanunla” yapılacaktır. Şarjörlü yivli tüfekleri ithal edip yurttaşlarına satan Devlet, bu tüfeklere ruhsat vermeyerek tüfek sahiplerini mağdur edecek, kazanılmış haklarını görmezden gelecektir.
Tüm bu olumsuz hükümlerin düzeltilmesi, kazanılmış haklara dokunulmaması ve mağduriyetlere meydan verilmemesi için yeni çıkacak olan silah yasasına geçici madde konarak bu güne kadar ruhsat verilmiş olan yivli silahlar yönünden ruhsat verilmeye devam edileceği, bundan sonra bu tüfeklerin ithal edilmeyeceği ve ruhsatlandırılmayacağı hükme bağlanmalıdır.
Tasarıya göre, bu silahların sahibinin ölümü halinde mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilecektir. Kabahatler Kanununun 16. maddesine göre, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerdir. Mülkiyetin kamuya geçirilmesi, bir idari tedbirdir. Ancak, bir kabahat olmadan idari tedbire karar verilemez. Bu nedenle, tasarının bu hükmü hukuka uygun değildir. Bu tüfekler ancak kendi gerçek değeri ödenerek Devletçe satın alınmalıdır.
Meclis Başkanlığına sevk edilen bu yasa tasarı taslağından Çevre ve Orman Bakanlığının haberi olup olmadığını bilmiyoruz. Ancak, Kara Avcılığı Kanunu hükümlerine göre, ülkemizde av va avcılığı yöneten ve bu kanunun 1. Maddesine göre de “avcılığın düzenlenmesinden” sorumlu olan Bakalığın, taslakta yer alan yukarıda saydığımız olumsuz yönlerin, avcılar lehine düzeltilebilmesi, için harekete geçmesini bekliyoruz.
Şimdi, yivli silah sahibi avcılara düşen görev, tasarı Mecliste görüşülmeye başlamadan önce Meclis Başkanlığına, Çevre ve Orman Bakanlığına bu yazıdaki açıklamalar ışığında faks, mektup, elektronik posta, telefon ve telgraflarla şikayetleri iletmektir.
HAYDİ AVCILAR GÖREVE !
Mustafa GÜZEL
Em.Hakim Albay
Askeri Yargıtay
Onursal Daire Başkanı
AYHAK Genel Sekreteri