Fransız Devrimi , Avrupa tarihinde önemli bir rol oynadı.Sadece Fransa'da değil diğer ülkelerde de zaman, devrim öncesi ve devrim sonrası, diye bıçak sırtı gibi ikiye ayrıldı.
1789'da başlayan devrimin epey nedeni vardı:
-Kuzey Amerika'daki ''özgürlük savaşı''na Fransız desteği, İngiltere ile yedi yıl savaşı, Versailles Sarayı'na sürekli yapılan masraflardan dolayı devlet ksasının dibinin çıkması...
-Üç sınıftan (papazlar, soylular, köylüler-zanaatçılar) sonuncusu, toplumun %98'ini oluşturduğu halde hiçbir hakka sahip değildi.
-Nüfusun %1'ni teşkil eden soylular, köylülerin arazilerinde istedikleri gibi av yapma hakkına sahiptiler. Bu içten içe büyük bir kızgınlık yaratıyordu!
-Soyluların yönetimdeki keyficiliği,vergi vermemeleri, çoğunluktan vergi toplama serbestisi ve kilisenin ayrıcalıkları da önemli nedenler arasında sayılır.
-Yenilikçi fikirler, Voltaire, Rousseau gibi yazarların özgürlükçü ve aydınlatıcı eserleri insanların ilgisini çekiyordu.
-Toplumda büyük bir fakirlik vardı. Bundan en çok etkilenen kadınlardı. Onların kızgınlığı av mağdurlarından daha fazla olsa da pek belli ettirmiyorlardı.
Kral 16 Louis duruma pek aldırış etmiyordu.
Yapımına kendisinden üç Louis önce başlanan ve o zaman av şatosu olan Versailles Sarayı'na yapılan sürekli ek inşaatlar ve iç yenilikler, Avrupa sanatı ve mimarîsini derinden etkilese de ülkeyi iflâsın eşiğine getirmişti.
Zaten devrim başladığı zaman tavşan avında olan 16. Louis, ''ayaklanma mı?”, diye sorduğunda, ''Non mon seigneur, c'est revolution- Hayır majesteleri, devrim'', cevabını almıştı. Daha sonra günlüğüne ''hiçbir şey'', diye not düşmüştü!
Yani, o günkü av iyi gitmemiş, tavşan vurulmamıştı...
Aynı yıl bir de kuraklık baş göstermişti. Geriye bir tek şey kalmıştı: ''kıvılcım''.
Toplumların tarihinde ''devrim'' kelimesi kadar olmasa da ağırlığı ondan eksik olmayan, magazin tarihine ''gıda'' devrimler ve kargaşalar tarihine de kıvılcım olarak geçen ''dedikodu'' kalıyordu.
Korsika'lı fakir bir aileden gelip, hızla kariyer yapan Napolyon'dan üç önemli özellik diye soracak olursanız:
-İlk iş, ağırlık ölçülerini değiştirmek oldu. Halkın bu uygulamaya alışması 200 yıl sürdü.
-Korsikalılar çok tembel olur, zeytin toplamak için rüzgârın esmesini beklerlermiş. Napolyon'a pek uymayan bir özellik.
-Askeri dehası, zamanlamayı iyi yapmasındandı. Hızlı tırmanışını, bu zamanlama-yanılmama özelliğine borçludur.
Bastile kalesi asker, altı da politik tutuklu dolu! Halka saldırmak için emir bekliyorlar, diye dedikodu yayılır... İşin doğrusu, komutanın emrinde 80 tane yaşlı Fransız asker olması! 30 tane de İsviçreli özel koruması vardı. Komutan dışarıdaki tedirgin halktan daha tedirgindi. Kalenin etrafı sarıldığı zaman, beklenmedik birşey oldu, zaten sayıları az olan askerlerin bir bölümü, halk saflarına geçti. İşte anlı şanlı devrim böylece başlamış oldu.
ÖZGÜRLÜK .EŞİTLİK. KARDEŞLİK
Haber tez yayıldı, taşrada köylüler, şatoları yakmaya, papazları kovalamaya, soyluların av anlaşmalarını yırtmaya başladılar. Birçok yerde hızlarını alamayıp önlerine ne gelirse yakıp yıktılar.Tabi ki özgürlük adına!
Asıl derli toplu ne istediklerini bilenler kadınlardı! Onların Versaille Sarayı'na yönelmeleri kraliyet ailesinin geriye adım atmasına ve reformlara yol açıyordu.
Korku imparatorluğu yıkılmıştı.
Kraldan sonra gelenlerde sırasıyla korku rejimleri kurdular. Halka açık giyotinli idamlar, epey kafayı vücuttan ayırdı!
Bunlardan biri, devrimlerde çok kan ve şiddet var diyen DANTON'un kafasıydı. Son sözü: Kafamı halka gösterin! Her gün böyle kafa görmezler, oldu!
Devrim liderlerinden,Robespierre,''devrime karşıdır'' diye,35 bin kafayı giyotinle buluşturdu(!)Bunların,%70 işçi ve köylü,14'ü zengin burjuvalar,6'sı soylulardandı.
Sonunda kendisi de giyotinden gitti!
Kadınlar, en aktif grup olmalarına rağmen, oy hakkı dahi elde edemediler. Marie Gouze bir ''kadın hakları deklarasyonu” kaleme aldı. Fakat deklarasyon kadınlar için devrim olmadı.
Oy hakkı, kız çocuklarının okula gitmesi, kadınlar için resmi bir makam,eşit ücret, vb. Gibi haklar hep askıda kaldı. Bir tek boşanma hakkı elde ettiler. Bir çoğu giyotinden kurtulamadı, Marie Gouze dahil. Çünkü çağ değiştiren bu devrimde kadınların,taleplerini fomüle ederken zamanlamayı iyi yapmadıkları söylenir!
Doğdukları tarihler arasında epey fark, ölümleri normal ve tesadüfen, aynı yıla(1778) denk gelen,asıl adı'' Francoıs Marie Arouet'' olan Voltaire ve Rousseau özgürlükten hiç ödün vermediler...
Ekrem abi,
Kadınlar av yapmanın zamanı değil, ileride bir hal -çaresine bakarız demişler. Bu konuda epey malûmat var. Sonları yine de giyotin olmuş. Bilseler bu talebi de deklarasyona almazlar mıydı? Başka bir zaman detaylı anlatırım.
Bana sorarsan, sevimli,hoşgörülü,temiz doğası, zengin faunası olan bir memleket istiyorsan, kadınların av yapması, bu konuda organize olması gerekiyor. Zamanı geldi. Bu konuda yanılacağımı sanmıyorum!
Tel-g-ra-fın tel-le-ri-ne... türküsünü hak ettim mi şimdi?