MAK kararlarına itirazları bu boyutlarda sürüyor.
Böyle ağır bir ithamla ve çirkin kelimelerle yazıma başlık koymak istemezdim ama daha hafifini kendilerine uygun görmüyorum maalesef.
İçlerindeki bazı sözde ağır topları hatta avcı olduklarını söyleyip, söylemleriyle insanları kandırmaya çalışmayı kendilerine iş edinmişler. Başından avcılığa karşı olduklarını söyleseler, iş sadece yalan senaryolarından ibaret kalırdı. Ama bir de avcı oldukları teraneleriyle, insanları kandırmaları ağır geliyor açıkçası. Bazı gazeteler de sütunlarını bu zevatın sahtekarca senaryolarına ve yalanlarına yer açar yer verirler. Ne avcı olan ne de avcılık hakkında fikri olanlar bunlara inanmasın da ne yapsın?
Yıllardan beri ne olduklarını bildiğimiz bazı isimler gene ortaya çıktı. Zaman zaman tansiyonları düşer, sadece sinsi faaliyetlerini sürdürürlerken, Bakanlıktaki birimler talimatlarına uymayan kararlar alınca gene saldırıya geçerler, her tarafa saçtıkları yalanlarıyla.
Bir insan avcı olmak zorunda değildir, avcılıktan hoşlanmak zorunda da değildir, hatta elindeki imkan nispetinde ve konuya verdiği değer nispetinde, buna karşı elinden geldiği kadar karşı faaliyette de bulunabilir. Bu kişinin doğal hakkıdır. Biz avcıların da, bu avcılığa karşı faaliyetlerden -eğer bir değer veriyorsak- hoşlanmayacağı muhakkaktır. İsteyen istediği gibi düşünebilir.
Fakat her fırsatta işi sahtekarlık boyutuna getirmek, o malum kişilerin mubah gördüğü bir yöntem. Keşke rahatlıkla bu sütunda adlarını yazabilseydim de “kim onlar” diyen varsa onlarda öğrenseydi. İsim vermem suç oluşturacağı için mazur görülürüm her halde. Ama bilenler bilmeyenlere söyler artık kim olduklarını bu sahtekarların. O boyuttadır ki pervasızlıkları, bazıları utanmadan, sıkılmadan gazetelerin yanı sıra avcılık sitelerine de girip pislik atmalarını sürdürmeye fırsat ararlar.
Avrupa'da Bıldırcınlar koruma altındaymış, bazı birkaç ülkede de çok kısıtlı avlatılıyormuş. Hangi ülkeler merak ettim.
Şimdi(!!!) yavrularını da yanına alan ana, baba Bıldırcınlar, uzun bir uçuştan sonra, aç ve susuz indikleri meralarda, gece teyp kuran avcıların sabah katliamıyla karşılaşacaklar ve ölümü bilmeyen yavrularını korumaya çalışırlarken köpeklere yavrularını kaptıracaklarmış.
Son yazılarında adı söylenmeyen av kuşları %50 azalmışken(!!!) buna haber kaynağı da yok. Olsa da hangi bilimsel verilere dayanacak? Zira bazı çevre koruma derneklerinin hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bu gibi yalan haberleri malumdur ve devamlı sanayi,tarım ve kent atıklarıyla zehirlenen doğanın faturasını da avcılara çıkartırlar, diğer tarafa diş geçiremedikleri için. Buna rağmen özellikle Bıldırcın''ın Rusya'da tarımsal kirlenmenin ekonomik sıkıntılara dayanarak çok azalması neticesinde büyük artış kaydettiği de bilimsel verilerle ortaya konmuştur. Yani Bıldırcının, geçtiği bütün ülkelerde yasal olarak avlanma sezonu içinde hergün ve limitsiz olarak avlanmasına karşın, bizde lütfen bir gün daha fazla avlanmalarına MAK tarafından izin verilmesine bu sahtekarca yaygaralar.
Keza Bıldırcından başka, Üveyik, Ördek, Kaz gibi göç kuşlarına hiçbir ülkede limit yoktur ve avlanma sezonları içersinde her gün avlanabilirler.
MAK kararları ile ilgili öneri, beklenti ve görüşlerimi bu köşede daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Daha fazlasına da şu sırada bir görüş serdetmenin gerekli olduğunu düşünmüyordum. Ancak birkaç gündür okuduğum yazılar bu yazıyı yazmaya itti beni.
Sağlıkla kalın.