Bilindiği üzere 30 Ağustos tarihinde başlayan ve 135 saat 2 dakika 19 saniye boyunca suyun altında devam eden Dünya Rekoru denememiz başarıyla sonuçlandı. Ama hala akıllarda su altının, sportif dalışın riskli olup olmadığı düşünceleri var. Bu yazımda sportif dalışı inceleyip size bütün detaylarını anlatıp gerçekleri görmenizi ve belki de sualtı sevdalıları arasına katılmanızı sağlamayı amaçlıyorum.
Sportif Amaçlı Dalış Dünyanın En Risksiz Sporudur.
Dünya üzerindeki pek çok dalış disiplini 8 yaşından itibaren eğitim vermeye başlar. Kurallara uygun dalış yapmak şartıyla dalışta hiçbir sorun yaşanmaz. Tüpteki havanın bitmesi durumunda bile tehlikeyi atlatabilirsiniz ve bunun nasıl yapılacağı size teorik eğitimlerde ve pratik eğitimlerde uygulamalı olarak öğretilir. Her zaman "buddy"niz (dalış eşi) vardır çünkü yalnız dalınmaz. Suyun altında dalış ekipmanlarınızın yardımıyla sürekli havanızı ve derinliği görürsünüz. Geri dönüşü planlarsınız. Sportif dalışlar 30 metre ile sınırlandırılmıştır. 30 metreden daha derine planlanan eğitim dalışlarında yanınızda mutlaka eğitmen bulunması gerekir.
Standartlarda 100 bar seviyesine gelen dalıcı geriye dönüş yoluna çevrilir. 50 bara geldiğinde yumruk sıkılır ve rezerv işareti yapılır ardından yüzeye çıkışa geçilir. Havasız kalmak için bunları atlamak gerekir ki, dalıcı unutsa bile havasını kontrol etmeyi, dalış lideri sorar ne kadar havası olduğunu.. Ekipmandan kaynaklanan bir sorun yoksa havasız kalınması pek mümkün olamaz. 30 metrenin altında yapılan dalışlarda bir eğitmen olması gerekir. 18 m.den daha derine dalıyorsanız, 18-30 m. ileri seviye dalgıçların dalış derinliğidir. Bu derinliklere inecek olan dalgıçların derin dalış eğitimi almış olması gerekmektedir. Eğitimde her türlü bilgi verilir. 18 m. den aşağı inmek için uzmanlık eğitimi almış olmak gerekir. 18 m.den daha derine dalmak için en az 20 dalış yapmış olmanız gerekir. ya da diğer sistemlerden geliyorsanız SSI veya PADI olabilir, mutlaka derin dalışın teorik eğitimini almış olmanız gerekir ki bu durumda her dalışta biraz daha derine inerek öğrenci eğitmen kontrolünde basamak basamak daha derine indirilir..
Nitrojenin kısmı basıncı 3.16'nın üzerine çıktığı zaman nörolojik sistemde yani sinir sistemimizde narkotik etki gösterir. Bunun da belirtileri aşırı özgüven, kurallara uymama, korku, tereddüt, panik, baş dönmesi ve oryantasyonun kaybolması olarak ortaya çıkar. Aynı alkol alanlarda olduğu gibi kimisi çok neşelenir kimisi oturur ağlar.
Azot narkozunun tek farkı vardır alkol sarhoşluğundan çıkmak için, alkolün vücudu terk etmesi gerekir, oysa nitrojen narkozundan çıkmak için sığa doğru yükselmek yeterlidir. Belirtiler otomatikman ortadan kalkar. Yapılan araştırmalar 27 m.den sonra azot narkozunun belirtilerinin gözlemlenebilir olduğunu saptamıştır, ayrıca 6 m.den sonra algılamanın yavaşladığına dair yapılan deneylerle elde edilmiş kanıtlar mevcuttur. Bu demektir ki 6 m-27 m arasında narkoz yoktur ama algılamada yavaşlama olabilmektedir. Suyun soğukluğu, görüşün azalması, uykusuzluk, daha önce alınmış olan alkol, özellikle nitrojen narkozu riskini ve Dekomprasyon Hastalığını DH (vurgun) tetikler. Kısmi basıncı artarak derinde sıvı haline geçen Nitrojenin dokular tarafından emilmesi ve yüzeye doğru yükselirken bu nitrojenin solunum yoluyla vücuttan atılamaması sonucu nitrojenin yüzeye çıkıldığında vücut dolaşım sisteminde gaz haline geçmesi sonucu belli damarları tıkayabilir. Kabarcıkların oluştuğu yere göre farklı belirtiler gösterir. DH ikiye ayrılır. tip 1 ve tip 2 olarak. tip1: kas ve iskelet sistemi etkilenir suyun altında ters bir hareket yapmış gibi ağrılar hissedilir tip 2'de bütün sistemlerde marazlara rastlanabilir. Vücudun belli bir bölgesi tamamen felç olabilir. Ölüm riski vardır. Ama derinde dokular tarafından emilen nitrojen çıkış kurallarına uygun şekilde hareket edildiğinde dakikada 9 m. hızıyla yükselmek, yüzeye çıkmadan 5 m. derinlikte 3 dakika emniyet beklemesi yapmak ve dekomprasyon limitlerini aşmadan dalış yapmak riskleri en aza indirir. Zaten Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun talimatlarında Türkiye'de sportif olarak dekolu dalış yapmak yasaktır.
Dekolu dalış yapmak insan hayatını riske atmaktır.
En büyük risk dalıştan önceki akşam alkol alınması, dalıştan önce alınan alkol hem Nitrojen Nakozunu hem de Dekomprasyon Hastalığını tetikler. Kurallara göre dalıştan 12 saat öncesinde alkol alınmaması gerekir. Ben ise kendi kulübümde dalıştan 24 saatten önce alkol alanı dalıştan men ederim. Aslında yaşanan olayların çoğunda dalış öncesi alkol alma önemli bir etkendir. Hatta dalış teknelerinde meşrubat niyetine bira satılması başka bir trajik komik durumdur. Dalış kazalarının çoğunda ya kişilerin sağlığı derin dalışa müsait değildir ya da dalış öncesinde bir kural ihlali yapılmıştır. eğer bir kaza bunların dışında meydana geliyorsa ekipman problemi aranmalıdır. Aslında ekipman problemi de yine bir kural ihlalidir.
Dalışın Altın Kuralı “Asla Nefes Tutma”
Dalıcılar her ne sebeple olursa olsun nefes tutmamaları konusunda eğitilir ve nefes tutmanın yaratacağı riskler teorik eğitimlerde öğrencilere detaylarıyla anlatılır.
Eğer dalıcı nefes tutarsa normalde 6 lt kapasiteye sahip olan akciğerlerimiz yüzeye çıkış esnasında basınç düşmesi sonucu genleşir ( Boylle Kanunu) ve akciğerlerimizi oluşturan bronşların ucunda bulunan alveol kesecikleri parçalanarak havanın serbest kalmasına sebep verir. Serbest kalan hava Akciğer Baro travmaları olarak bilinen 4 Akciğer genleşmesi yaralanmasının oluşmasına sebep verir. İçlerinde en tehlikelisi ve ölümcül olanı Hava Embolisi’dir. Buna rağmen bu yaralanmalardan korunmak çok basittir Asla Nefes Tutma her zaman düzenli olarak yavaş ve derin nefes alıp ver bu kadar kolay.
Her malzeme yıllık olarak periyodik kontrolden geçmek zorundadır.
Yeni alınmış tüpler imal tarihinden 5 yıl sonra 5 yılını dolduran tüpler de 3 yılda bir hidrostatik teste gönderilir. Tüplerde metal yorgunluğu olup olmadığı kontrol edilir. Ama gözden kaçan küçük bir ayrıntı, tüp yeni de olsa her yıl düzenli olarak vanası sökülüp içinin kontrol edilmesi gerekir. İçinde biriken yağ ve benzeri artıkların temizlenmesi gerekir. Aynı şekilde hava kompresörlerinin yine düzenli olarak kimyasal filtrelerinin ve bakımlarının yapılması gereklidir. Bu bakımlar sadece dalış merkezlerinin kontrolü altındadır.
Solunum havası kompresörleri ile tüpler doldurulur. Bu kompresörler yüksek basınçlıdır. Ancak bunlarla tüp doldurulur. Tüplerin içine bilindiğinin aksine oksijen değil bildiğimiz hava, nem ve yağdan arındırıldıktan sonra doldurulur. Bu kompresörlerde kimyasal filtreler kullanılır ve filtrelerin ömürleri vardır. Kimsenin dikkat etmediği ayrıntılardır. Bu sürelere dikkat etmelidir. Tüplerin iç bakımları iç temizlikleri atlanmaması gereken, dalış sonrası baş ağrısı ve mide bulantısına kadar gidebilecek, önemli ayrıntılardan bir tanesidir.
Derine inildikçe hava tüketimi artar. Yüzeyde yani deniz seviyesinde 1 bar basınç vardır ve bir insanın hava tüketimi ortalama 25 litre/dakikadır. Derine gidildikçe her 10 m.de ortam basıncı 1 Bar olarak artar, 30m.'deki ortam basıncı 4 bar olarak tanımlanır ve 30 m.de bir insanın tükettiği hava dakika da 100 litredir. Tüpler hacimlerine göre içlerine basınçlı hava doldurulan dayanıklı kaplardır. 12 litrelik bir dalış tüpüne 200 bar hava doldurulduğunda 2400 litre havaya sahip oluruz. Bu hava 10 m. derinlikte 48 dakika, 30 m derinlikte sabit kalınmak şartıyla 24 dakika yeterlidir bu da derinde hava tüketiminin arttığını gösterir. Bu yüzden derin dalışlarda hava tüketimi fazla olan dalıcılar yüksek kapasiteli tüplerle 15 veya 18 litrelik tüplerle dalmalıdır.
Eğer dalışta ölüm yaşandıysa mutlaka kural dışı bir davranış vardır. Bu tür ölüm tamamen kazanın ötesine geçmiştir. Federasyon ve Adli kurumlarca yapılacak araştırmalar, kazanın nedenlerinin en iyi şekilde ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Ve varsa sorumlular hakkında yasal işlemler uygulanmalıdır. Kazanın detayları kamuoyunun aydınlanması için halka duyurulmalıdır. Böylece dalışın riskli bir spor değil, risk alanların kazaya sebebiyet verdikleri ortaya çıkar.
Özetlemek gerekirse Kurallarına uyulduğu sürece ve kurallar konusunda tutucu olduğumuz sürece Sportif Dalış dünyanın en risksiz spor dalıdır.